İmkansız mı?

Tarih 23 Ekim 2001. Günlerden Salı. Samsun Tıp Fakültesi, poliklinikler girişinde, kafeterya önünde çayımı yudumluyorum. Hafif de neşeliyim. Öğleden sonra. Hava soğuk değil. Eşimi kontrole getirdim. "Sağ tükürük bezinde taş: Operasyon şart!" demişlerdi. İki gün önce Beşiktaş-Galatasaray lig maçını izliyorduk. GS skoru 2 - 2 ' ye getiren golü atınca, büyük oğlum sevinçle annesine sarılmış, sarılma işini biraz abartınca da yanağındaki yarayı açmış, abse' nin boşalmasına neden olmuştu. Bunun üzerine eşim de abseyi biraz "derinlemesine" temizlerken yara içinden 4 taşın da çıkmasını sağlamış, belki de ameliyat olasılığını ortadan kaldırmıştı. Neşem bunlardan kaynaklanıyordu.

Çayımı zevkle yudumlarken, 5-6 metre ileride, ayakta birşeyler konuşan birkaç kişi, özellikle de bir tanesi dikkatimi çekti. Yüzü hiçde yabancı gelmiyordu. Yarı beyazlamış kısa, kıvırcık sakalı da olmasa daha bir emin olacaktım. Belli ki hastaları vardı, hani o lazlara özgü tezcanlılıkla, hararetle, muayene olma ile ilgili konuşuyorlardı. Cesaretimi topladım, tanıdığımı düşündüğüm adamın üzerine doğru yürüdüm, selam verdikten sonra:

-Senin adın İlyas mı?

-Evet. Ama ben seni çıkartamadım.

-Çıkartamazsın! (Biraz fazla iddialı olmuştu. Bir kaç saniye bekledim)...Metin... Asılkefeli... Subaşı İlkokulu.

Hatırlaması gerekiyormuş, ama hatırlayamadığı için üzülmüş gibi bir hareket yaptı. Ayak üzeri biraz sohbet ettik. Müteahhitlik yapıyormuş, babası hastaymış Onu getirmiş... Ayrıldık.

Aşağıdaki resim 1970 yılından. Yani yaklaşık 32 yıllık. Sağ altta ben, sol üstte İlyas HIZIR.

Subaşı İlkokulu, Samsun YIL : 1970